GÜNÜBİRLİK EDİRNE REHBERİ


Hep aklımızda olan bir yerdi Edirne ama yakında olunca hep sonraya bırakılır ya, biz de hep erteliyorduk. Nasıl oldu bilmiyorum ama bir anda bir çarşamba günü "bu cumartesi Edirne'ye gidelim" dedik ve hemen bir araç kiraladık. Zaten hemen harekete geçmezsek yine ertelenebilirdi. Arabayı kiralayınca adı konulmuş oldu ve ben de başladım Edirne'de görülecek yerleri araştırmaya. Zaten küçük bir şehir ve her yer de birbirine yürüyüş mesafesinde. Ama yine de bir liste oluşturmazsam bazı yerler atlanabiliyor ve sonra üzülüyorum.

Edirne'de görülecek yerler:

- Selimiye Cami
- Eski Edirne Cami
- 3 Şerefeli Cami
- Meriç Köprüsü
- Karaağaç Tren Garı
- Saray (Adalet Kulesi)
 - II. Beyazıt Külliyesi
- Uzun Köprü

vlog tadındaki Edirne videomuzu bırakıyorum buraya öncelikle

Cumartesi sabah erkenden kalktık ve Edirne yollarına düştük. Yolda çay içecek bir yer buluruz diye düşünerekten, yanımıza kahvaltılık bir şeyler aldık. Bir seyahat esnasında en çok yollarda, açık havada yapılan kahvaltıları seviyorum. Dinlenme yerlerine konulmuş bir iki bank gördük mü oturuyoruz ve çayımızı koyup bir şeyler atıştırıyoruz oracıkta. Bu sefer arabamız olduğundan çay demleyip termosa koymuştum. Bir kaba peynir, zeytin, domates de koyunca, yolda aldığımız simite eşlik ediyorlar ve benim en sevdiğim ziyafet çıkıyor ortaya. Neyse bu kısmı fazla uzatmadan yolumuza devam ediyoruz.


Bir çok mekan Edirne merkezde yan yana yer alıyor. Arabamızı uygun bir yere park ettikten sonra keşfe başlıyoruz. Tabiiki Edirne'nin en önemli yapısı Selimiye Cami tüm ihtişamıyla ilgileri üstünde topluyor. Mimar Sinan'ın ustalık eserim dediği bu caminin içinde be bahçesinde dolanıyoruz. Yanında bulunan arastayı gezip ufak tefek hatıralar satın alıyoruz. Caminin etrafında eski zamanlarda hissetmemizi sağlayan arnavut taşı yollarda gezip eski köşk tarzı evlerin önünde bir kaç fotoğraf çekiliyoruz.


Selimiye'yi arkanıza alıp ana caddeye çıktığınızda Mimar Sinan'ın bir heykeli bulunuyor. Burada da güzel bir fotoğraf alıp hemen orada bulunan Eski Edirne Camisi ile 3 Şerefeli Cami'yi de keşfediyoruz. Buraları aynı anda gezince, tarihsel olarak mimarimizin gelişimini açıkça farketmemizi sağlıyor. Hem yapı bütünlüğü olarak, hem de süslemeleri açısından bir arada bulunan bu 3 cami çok güzel örnekler.


Bu kadar gezmek bizi acıktırıyor doğrusu. Edirne'ye kadar gelip ciğer yememek olur mu? Buralarda çok meşhur ciğerciler bulunuyor, gözümüze hoş gelen birine oturuyoruz. Birer porsiyon ciğer ile salata ve yöresel tava yoğurdu söylüyoruz ki, hepsini tavsiye ederim. Karnımızı da doyurduktan sonra tekrar gezmelere dönüyoruz.


Karaağaç Tren Garı rotamızdaki hedefimiz ama yolumuzun üstünde Meriç Nehri ve Köprüsü de var. Bu köprü baya eski olmasına rağmen hala kullanılıyor ve araç trafiğine de açık. Manzarası harika bir bölge, köprünün iki ucunda da tesisler bulunuyor. Oturup bu güzel manzaraya karşı birer bardak çay içiyoruz ve Edirne'nin tadını çıkarıyoruz.

Karaağaç Tren Garına giden yol bence Edirne'nin en güzel yerlerinden. Yolun iki tarafı yemyeşil ve ağaçların dalları yola doğru uzanmış. Çok güzel bir görüntünün içine doğru gidiyorsunuz ve bu yolun ulaştığı yer daha da güzel. Burası Trakya Üniversitesinin güzel sanatlar fakültesi kampüsüne ev sahipliği yapıyor. Üniversite öğrencileri semtin çehresini geliştirmiş. Sokaklarda bulunan şirin kafelerin yer aldığı küçük bir semt oluşmuş.





Tren garı kampüsün içinde kalmış. Eskiden kalan kısacık bir ray ve eski bir tren bırakmışlar burada. Gar binası da artık fakülte binası olarak kullanılır durumda. Trenin etrafında güzel pozlar yakaladık ve biraz da kampüsün içinde dolandık. Heykel bölümü öğrencilerinin yaptığı heykeller bizim daha çok ilgimizi çekti. Hatta atölyenin önünde bulunan çöpte bulduğum alçıdan yapılmış küçük bir heykelcik de hatıra olarak benimle eve geldi.


Sırada Bulgar Kilisesi ve bir de Sinegog vardı ama düşünemediğimiz bir ayrıntı olarak 5 ten sonra ikisi de kapanmışlardı maalesef içlerini gezemedik ama dışarıdan da güzel yapılar.


Sırada Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı  yer olan Ermeydanı ve Sarayiçi bölgesi vardır. Navigasyon sağolsun bizi kestirmeden götürdü ama bir çingene mahallesinde bulduk kendimizi. Biraz ürpermedik değil tabii. Hatta bir grup kadın davul zurna eşliğinde yolda oynaya oynaya yürüyorlardı. Artık düğüne mi, kız almaya mı gidiyorlar bilmiyorum ama çok eğlenceli insanlar.

Edirne'deki Osmanlı sarayından günümüze sadece adalet kulesi kalmış. Diğerler yapılar yıkılmış ve zamanla yok olmuş. Adalet kulesi nasıl olduysa sapasağlam ayakta. Bu bölgede Meriç nehri ve kolları olduğu için arabaların geçebildiği küçüklü büyüklü tarihi köprüler var. Burada da küçük bir derenin üzerindeki küçük bir köprüden kuleye geçebiliyorsunuz.


Köprünün diğer ayağında ise meşhur Kırkpınar yağlı güreşlerinin yapıldığı Ermeydanı bulunuyor. Burayı hiç bilmeden tamamen tesadüfen görmüş olduk. 

Sırada 2. Beyazıt külliyesi vardı ama akşam olmaya başlamıştı. Maalesef burası da kapalı olunca anladık ki sabah daha erken çıkıp gelmeliymişiz. Göremediğimiz bu 3 yeri aklımızın bir köşesine yazıyoruz ki, belki yolumuz yine Edirne'ye düşerse ilk buralara gidelim. 

Ben daha önce üniversitede de Edirne gezisine geldiğimde 2. Beyazıt Külliyesini gezme şansım olmuştu. Buranın en büyük önemi; psikolojik hastalıkların müzikle tedavi edildiği dünyanın ilk hastanesi olması. Başka hastaların da tedavisi yapılmaktaymış. Aynı zamanda o dönemde kullanılan malzemeler sergilenmekte ve tedavi yöntemlerinin canlandırması yapılmış. Bilgilendirici güzel bir müze.

Buradan sonra artık İstanbul yollarına düşelim derken listemde olup da unuttuğum Uzun Köprü kendiliğinden çıkıverdi karşımıza. Böylece gün batımına karşı oldukça güzel bir manzarayla Edirne'ye veda ediyoruz.

Gezen Kafalar





Etiketler: , , , , , , , , , , , ,