BALKANLAR'DAN GELEN SOĞUK HAVA DALGASINA BİZZAT YERİNDE YAKALANMAK

∽ BELGRAD GEZİ REHBERİ 
-Republic Square (Cumhuriyet Meydanı)
*Prince Mihailo Heykeli (meydandadır)
-Sırbistan Ulusal Müzesi (meydandadır)
-Knez Mihailova Caddesi
-Kalemegdan - Belgrad Kalesi (kale içindeki yapılar aşağıdaki gibi:)
*Stambol Kapija (İstanbul Kapısı)
*Damat Ali Paşa Türbesi
*Paşa Konağı
*Askeri Müze
*Viktor Heykeli yada Zafer Anıtı
-Aziz Mihail Katedrali
-Aziz Sava Katedrali
-Nikola Tesla Müzesi

***
Erken alınan indirimli bilet kurbanı oluyoruz gibi bir durum var ortada, evet. Aslında genel hatlarıyla yine harika bir keşif seyahatiydi bizimkisi. Ama ayrıntılara inince çok fazla aksilik bir araya gelmişti ve bu durum da ara ara moral bozdu tabi.
Gitmeden önce hepimizin yaptığı gibi hava tahminlerine baktığımızda -15 dereceyi görünce inceden bi tırsmadık değil tabi. Ama biz yine bu mevsimlerde Ukrayna'ya da gitmiş olduğumuzdan bir kaç kat giyinir idare ederiz diye düşündük. 
Lakin Belgrad'daki o ilk gün yağan tipi, benim hayata bakış açımı baştan sona değiştirdi. Bir daha kış mevsiminde kuzeylere doğru kim giderse allah cezasını versin efendim. Zira o esnada bizimkini çoktan vermişti. Neyse...
***
Bir pazar günü güzelce uykumuzu aldıktan sonra öğlene doğru çıktık evden. Uçağımız 3'teydi ama Belgrad ile olan saat farkımız ve batıya doğru bir yolculuk yapmak bize 2 saat kazandırdı. Yani Belgrad'a vardığımızda saat yine 3 civarıydı. Kim demiş zamanda yolculuk yapılamaz diye. 

Belgrad Nicola Tesla Havalimanı'ndan şehir içi ulaşım çok kolay. Şöyle ki; havalimanından çıkınca sola baktığınızda bekleyen A1 yada 72 numaralı otobüsü göreceksiniz. Aynı bizim havaş gibi bir otobüs ve fiyatı 150 Dinar yani 12 tl ye tekabül ediyor. Ücreti içeride şöföre nakit ödüyorsunuz. Biz 4 arkadaş olarak ödediğimiz paraya taksiyle de gidebilirmişiz. Bunu akıl edemedik.

Otobüsle gittiğiniz yolu takip ederseniz, yeni şehir kısmından geçip Tuna nehrine vardığınızda inmek için hazırlanın. Tuna Nehrinin üzerindeki köprülerden birinden geçince 1-2 dakikaya kadar otobüs terminalinin oradaki durakta iniyorsunuz. Burası şehir merkezine yakın bir durak. Bizim evimiz buradan yürüme mesafesiyle 20 dakikaydı, taksiye de binebilirdik ama çok bir valiz de yoktu bu sebeple yürümeyi tercih ettik. 

Kalmak için airbnb den ev tutmuştuk. Ev sahibemizle haberleştik ve kendisi bizi bekliyordu. Ev dediğime bakmayın sadece tek odadan oluşuyor. Ama modern tarzda döşenmiş ve oldukça kullanışlı ve temizdi. Tek problem tuvalet ve duşa dışarıdan geçiliyor olmasıydı. Merak edenler için linkini bırakıyorum. airbnb Belgrad evimiz için tıklayın.
kaldığımız ev böyle bir yerdi ☝
Eve eşyalarımızı bıraktığımız gibi çıktık sokağa. Gittiğimiz bu ilk günde henüz kar yok gördüğünüz gibi. İlk hedefimiz akşam yemeği yemek istediğimiz yere rezervasyon yaptırıp sonra da Knez Mihailova Caddesine gidip biraz gezinmek. Belgrad'daki ünlü restoranlarda yemek için kesinlikle önceden rezervasyon yaptırmanız gerekmekte, çünkü akşam yemeğine yer bulmanız biraz zor oluyor. 
Bu cadde -bilenler bilir- bizim birçok şehrimizde bulunan mecburiyet caddeleri gibi. Bir çok mağazanın bulunduğu alışveriş caddesi. Cumhuriyet Meydanından bu caddeye girip yürüyerek Belgrad Kales'ne ulaşabiliyorsunuz. Ama bizim bugün için çok zamanımız kalmadığından kaleyi yarının planına bıraktık. Zaten Knez Mihailova'da dolanırken hava da karardı. Bize göre hava erken kararıyor. Saat daha 17.30 gibi karanlık olmuştu.

Cumhuriyet Meydanı (Trg Republike) ise şehrin merkezi diyebiliriz. Burada Prens Mihailo'nun at üstünde haykeli bulunmakta ki Belgrad'a gelen herkesin bir fotoğrafı vardır bu heykelle. Etrafında müze, tiyatro ve bir çok kafe yer alıyor. 
Belgrad'da en çok merak ettiğim yer ise Skadarlija semtiydi. Burası eski ve bohem bir semt ama yerel lezzetleri deneyebileceğiniz en güzel restoranlar da burada yer alıyor. Arnavut kaldırımlı taş sokakta yürürken her köşede başka bir fotoğraf karesi yakalayabiliyorsunuz. Biz bu sokaktaki Dva Jelena Restorantta rezervasyon yaptırmıştık. Yerel müzik eşliğinde yöresel yemekler ve yerel içkiler denemek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu seyahat boyunca neler yediğimizi ayrıntılı olarak okumak için tıklayınız.
***
Ertesi sabah bembeyaz bir Belgrad'a gözümüzü açtık. Normalde İstanbul'da böyle bir sabah olsa çok sevinirdim ve yolların kapanmasını bahane edip işten kaytararak battaniyenin altına kıvrılır yatardım. Ama ilk kez geldiğim bir şehirde evde yatacak değildim. Ayrıca bugün çok sevdiğimiz iki arkadaşımız da bize katılacak olduğundan kat kat giyinip sımsıkı sarınarak çıktık dışarı.

Evden yürürken yolumuzun üstünde resmi kurumların olduğu bir cadde vardı. Ulusal Meclis Binası, Postane Binası ve Türk Konsolosluğuyla birlikte bir çok konsolosluk da bu bölgedeydi.


Daha önce de bahsettiğim mecburiyet caddemiz Knez Mihailova Caddesinin Cumhuriyet Meydanı girişinde arkadaşlarla buluşup buradaki ofisten paralarımızı change ettik. Buraya gelirken euroyla geldik ve Türkiye'de sırp dinarı bulamayacağımızdan parayı burada çevirdik. 

Karnımızı Belgrad'ın simit sarayı olan Toma Bakery'de ayak üstü bir şeyler atıştırıp doyurduk. Sonra karın tipinin altında soğukta gezebildiğimiz kadar gezmeye çalıştık. 

Öncelikle Knez Mihailova'nın sonuna kadar yürüyerek Kalemegdan yani Belgrad Kalesi'ne ulaştık. Buradan Tuna ve Sava Nehirlerini mükemmel bir manzarayla izleyebilirsiniz -normal zamanlarda tabi- ama bu sırada hava fena halde bozduğundan her yer bembeyaz sisle örtülüydü. Maalesef o manzaraya mazhar olamadık.

Kalemegdan önemli Osmanlı yadigarlarını da barındırmakta ki zaten ismi de Türkçe kale+meydan kelimelerinden gelmekteymiş. Kale büyük bir alana yayılmış durumda ve bünyesinde görülmesi gereken önemli yapıları da şu şekilde sıralayabiliriz;
*Stambol Kapija (İstanbul Kapısı)
*Damat Ali Paşa Türbesi
*Paşa Konağı
*Askeri Müze
*Viktor Heykeli yada Zafer Anıtı

Fotoğraflara bakınca size de bi gülme geliyor mu? Gerçekten Belgrad'ın en şanssız turistleriydik. Bu üstteki fotodan bakınca olması gereken Belgrad manzarası ile Tuna ve Sava Nehirlerinin büyüleyici görüntüsünü hayal gücümüzde canlandırıyoruz ve bir an önce kendimizi kapalı bir mekana atmak için buradan gidiyoruz. Zira burnumuz yada ayak parmaklarımız donarak düşmek üzereydi. 

Hiç huyumuz olmamasına rağmen ilk defa gittiğimiz bir ülkede avm ye giriyoruz. Ama soğuktan ne yapalım mecbur kalıyoruz. Üstümüzü başımızı kurutup sıcak bir kahveyle içimizi ısıtıyoruz. Tekrar çıkınca avm nin karşısındaki sokağa girince karşımıza Aziz Mihail Katedrali çıkıyor. Ben merak ettiğim için hemen içeri girip biraz inceliyorum ve tekrar bizimkilerin yanına çıkıyorum.
Madem kiliselerden devam ediyoruz Aziz Sava Katedrali'ni de aradan çıkaralım bari diyoruz ama soğuktan olsa gerek beynimiz biraz donmuş olacak ki oraya kadar yürümeye karar veriyoruz. Normal bir zamanda olsa 15-20 dakikalık yol ama -14 derece soğukta bu yürüyüş bizi bitiriyor. 
Katedrale vardığımızda ağzımız burnumuz kaymış vaziyette kimsenin gözü pek de katedralde olmuyor açıkçası. Yine ben merakımdan giriyorum içeri ama sonra girince hatırlıyorum ki bu katedral 1989 yılından bu yana restorasyonda olan bir yapı. Herhalde dünyanın en uzun restorasyonlarından biri budur. 
Fotoğrafta da görüldüğü gibi artık inşaat ortamı kilisenin doğalı olmuş. Dilek mumlarının altında bulunan kovalar dekor olmuşlar. Videoydu fotoğraftı derken dışarı bir çıktım ki bizimkiler bir grup Sırp çocuğunun arasında futbol oynuyorlar. Ama nasıl hırslı ve çekişmeli bir oyun anlatamam, herkes agresif bir şekilde topa vuruyor. Bunun videosunu çekeyim dedim çocuklar kamerayı görünce bu sefer bana sardılar ve baya da şımarıklar. Neyse ki ikna ettik de beraber bir fotoğraf çekildik.
Artık soğuk ve yorgunluk birlikte bizi bitirmişti. Şu an için en iyi fikir karnımızı doyurup ısınmaktı. Yaptığımız araştırmalarda çok methedilen Lovac Restorana gidelim dedik. Zaten yolumuzun üzerindeydi. Buranın ayrıntılarını okumak için tıklayınız.

Uzun uzun oturup dinlenip ısındıktan sonra son olarak günümüzü Belgrad'ın olmazsa olmazlarından belki de en önemli yeri Nikola Tesla Müzesi'nde sonlandırıyoruz. Müzeye giriş 500 sırp dinarı. Müzede belli saatlerde grup turları oluyor ve müze görevlisiyle beraber Nikola Tesla'nın icatlarını deneyerek bu büyük bilim adamının neler yaptığı hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. 

Bugün olmazsa olmazımız olarak nitelendirdiğimiz; bilgisayar, internet, televizyon, radyo gibi cihazların temelinde Tesla'nın icatlarının direk payı vardır. En büyük hedefi bir kaynaktan tüm dünyaya kablosuz enerji transferi yapmaktı. Eğer yeterli kaynak ve imkan sağlanabilseydi ve bu hedefini gerçekleştirebilseydi şu anda iletişim, ısınma hatta ulaşım bile tüm insanların ücretsiz kullandığı şeyler olabilirdi.

Günün sonunda, Belgrad'ın önemli ve görülmesi gereken tüm yerlerini soğuğa aldırmadan gezebilmiş olmanın haklı gururunu yaşıyorduk. Yorgunluğun acısını çıkarmak için görmeyi çok istediğimiz Manufaktura'ya geldik. Knez Mihailova Caddesine geri dönüp gökyüzünü kırmızı şemsiyelerle örtülmüş bir sokak görürseniz işte orası Manufaktura'nın önü oluyor. Yine buranın ayrıntılarını okumak için tıklayınız.

Belgrad'ın ardından ertesi gün Saraybosna'ya doğru yola çıktık. Oraya ait gezi notlarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Gezen Kafalar

Etiketler: , , , , , , , , ,