Ana içeriğe atla

BALKAN LEZZETLERİ

BELGRAD VE SARAYBOSNA'DA NELER YEDİK?

Öncelikle  bu yazımızı gidecek olanlara fikir olması açısından yazdım ve sadece kendi gittiğimiz mekanları ve yediğimiz yemekleri anlatıyor olacağım. Biz gitmeden önce bu tarz yazılardan bir kaç tane okuyup cazip gelenleri not alarak seçim yapmıştık. Belki sizler de bu şekilde yararlanabilirsiniz.
Not: Yukarıdaki fotoğrafta ne yediğimi merak edenlere, yazıyı sonuna kadar okumayı tavsiye ediyorum ;)

Baştan belirtmekte yarar var ki, biz yurt dışında; alışveriş olsun, yeme içme olsun veya benzin ödemeleri olsun, hep kredi kartı kullanıyoruz. Çünkü döviz kurunu en düşükten banka hesaplıyor. Böylece baya karlı oluyoruz. Belgrad'da hep bu şekilde kullandık ama Bosna'da maalesef hiç bir restoranda pos cihazı bulunmadığından dolayı nakit ödeme yaptık. Bizim gibi yapanlar için Bosna'ya nakit para konusunda hazırlıklı gitmelerini tavsiye ederek yazımıza başlıyoruz.
Ayrıca Belgrad'da nereleri nasıl gezdik okumak için tıklayınız.

∽ BELGRAD 
İlk olarak Belgrad'da kahvaltı için pratik bir seçenek olarak Toma'lardan bahsetmek istiyorum. Bizdeki simit sarayları gibi burada da bir çok yerde Toma bulunabiliyor. Kahvaltı için bolca seçenek bulunuyor. Börekler, kruvasanlar, tatlı çeşitleri oldukça bol. İstediğinizden seçip istediğiniz kadar alabiliyorsunuz. Çay, kahve seçenekleri de mevcut. Ama oturmak için masalar bulunmuyor, ayakta takılmak için platformlar yapmışlar, isterseniz çok fazla oyalanmadan burada atıştırıp gidebiliyorsunuz. Buraya tavsiye etmemin sebebi hem çok zaman harcanmayan bir yer olması hem de fiyatlarının uygun olması. Biz böreklerden bol bol alıp bir de tatlı aldık ve 2 büyük çay aldık 25tl civarında ödeme yaptık.
***
Belgrad'da yemek için bolca seçeneğiniz mevcut. Yöresel lezzetler de bizim damak tadımıza oldukça uygun. 

Belgrad'da en çok beğendiğim sokak olan Skadarlija  eski ve bohem bir semt ama yerel lezzetleri deneyebileceğiniz en güzel restoranlar da burada yer alıyor. Arnavut kaldırımlı taş sokakta yürürken her köşede başka bir fotoğraf karesi yakalayabiliyorsunuz. 

Biz bu sokaktaki Dva Jelena Restorantta rezervasyon yaptırmıştık. Belgrad'daki ünlü restoranlarda yemek için kesinlikle önceden rezervasyon yaptırmanız gerekmekte, çünkü akşam yemeğine yer bulmanız biraz zor oluyor.  Yerel müzik eşliğinde yöresel yemekler ve yerel içkiler denemek istiyorsanız kesinlikle Dva Jelena'yı tavsiye ediyorum.
Müzisyen abilerin çaldıkları akordiyon, çello, keman, gitar enstrümanları ile hep bir ağızdan söylediği Balkan ezgileri eşliğinde nezih bir ortamda yemek yiyorsunuz.  Sonradan bir hanımefendi de katıldı onlara ve gerçekten çok eğlenceliydi. Ama şunu da belirtmeliyim ki bu sadece buraya özgü değil, Belgrad ve Saraybosnadaki bir çok restorantta müzisyenler eşliğinde yemek yemeniz mümkün. Tek tek masaları dolaşıyorlar ve sayelerinde yemeğimizin kalitesini daha da yükselttiler, ayrıca Türk olduğumuzu fark edince Üsküdara giderikeni de patlatıverdiler çok mutlu olduk. Sanki yıllardır gurbet ellerde vatan hasretiyle tutuşuyormuşcasına şevkle eşlik ettik şarkıya. Çok komikti.
Gelelim neler yedik ve neler sevdik burada.
Yukarıda da gördüğünüz gibi et severler için yemekler harika. Sadece bizim için fazla tuzluydu, gittiğimiz diğer restoranlarda tuz konusunda her seferinde uyarıda bulunduk. Burada 4 kişi için 2 yemek siparişi vermeniz yeterli olacaktır çünkü porsiyonlar baya büyük. Biz ilk olarak meraktan bir Kajmak siparişi verdik. Bu bildiğimiz kaymağın tuzlu hali. Öncelikle yanında özel soslu ekmeklerle kajmak getiriyorlar, yemeğinizi beklerken bunu yiyorsunuz. Benim çok sevdiğim bir tat oldu ama herkese hitap etmeyebilir. Yemek olarak ise; "Sumadıjska Tepsija" bildiğiniz karışık ızgara altında patates ve üzerinde kajmakla servis ediliyor. Bilseydik ayrıca kajmak siparişi vermezdik. "Pileca Karadjordjeva" ise yeni lezzetlerden hoşlananlar için güzel bir seçim. Tavuk etini rulo haline getirmişler ortasında beşemal benzeri özel sos var, dışında galeta unu bulanarak kızartılmış. Biz bu ikisini de çok beğendik ve tavsiye ederim. 

İçecek olarak da biraları oldukça güzel ama kendi yöresel rakiları olan "rakija" yı da denemek istedik. Bunu bizdekinin aksine küçük shot bardaklarında sek olarak servis ediyorlar. Tadı da tekila gibi. Denemek isterseniz bir şey kaybetmezsiniz ama biz bir kez denedik ve sonrasında biradan şaşmadık. 

Fiyat konusuna gelecek olursak; bizim ülkemizin aksine bu tarz restoranlarda yüzlerce lira harcamıyorsunuz. Yani oldukça makul bir hesap geldi ki, canlı müzik olmasına rağmen. Hesap fişini aşağıda gördüğünüz gibi toplamda 4 kişi için 275 TL civarında bir ödeme yaptık.
Tabi şimdi kurlar euronun artmasıyla biraz değişmiş görünüyor ama bizim gittiğimizde fiyatlar bu şekildeydi.
***
Bir diğer restoran da Nikola Tesla Müzesine ve Aziz Sava Katedraline yakın konumda bulunan Lovac. Burası Sırpça avcı anlamına gelen Lovac isminden de anlaşılacağı gibi daha çok av etlerinin olduğu bir yer. Biz çift olarak farklı lezzetlere oldukça açığız ama bizimle gelen arkadaşlarımız buradaki yemeklerden pek memnun kalmadı. Bizim gibi farklı tatlar denemeyi seviyorsanız burayı tavsiye ederim. 
Mekan oldukça nezih, garsonlar da aynı şekilde. Menüye bakınca baya zorlandık diyebilirim. Çok seçenek var ancak ne istediğinizi biliyorsanız seçebilirsiniz, diğer türlü menünün içinde kaybolup gidiyor insan. Biz başta inceledik biraz ama baktık ki böyle olmayacak, birkaç yerde okuduğumuz ve merak ettiğimiz hunter's basket ile geyik etini seçtik. Arkadaşlarımızın kırmızı etle çok araları olmadığından, biri işini riske atmayıp tavuk söyledi diğeri ise merak ettiği ördek eti siparişini verdi. Siz daha başka şeyler denemek isterseniz menüyü önceden inceleyin derim. Menüye gitmek için tıklayın. 

Yemeklerin fotoğraflarını burada anlatırım diye tek tek çekmiştim. Etler hep ızgara tarzı pişirilmiş yanlarında ise tatlı lezzetlerle servis edilmiş. Ördek yanında kiraz kompostosuna benzer sos vardı mesela. Patates püreleri de kestaneli yapılmış. Hunters basketi de açmak gerekirse; hamurdan sepet içinde kremalı mantar sosu ve geyik eti. Fiyatlar da yine 4 kişi için 225tl civarında ödeme yaptık ve bu kadar etli yemeğe göre bize uygun geldi.
Yukarıda da aynı şeyi söylemiştim kur farkı olduğu için tl cinsinden fiyatlar değişebilir, dinar cinsinde fiyatlar aynı olacağını düşünüyorum. Bizim fişteki tarihte bu şekilde ödeme yapmıştık. 
***
Gelelim Belgrad'da en çok beğenilen bir başka mekan olan Manufactura'ya. Burası hem restoran hem bar tarzında çalışıyor. Biz gecenin ilerleyen saatlerinde gittiğimiz için aperitif bir şeyler ve şarap tercihinde bulunduk. 

İsminden de anlaşılacağı gibi üretimhane gibi bir konsept yapılmış mekanda. Ayrıca biz gittiğimizde rack'n roll tarzı harika canlı müzik vardı. Bir şişe kırmızı şarap ve yanında isli et, pencerenin hemen dışında gün boyu yağmış kar, masada ise ertesi günün planları vardı. Ertesi gün yola çıkacaktık ve bu kar kıyamette Bosnahersek'e nasıl gidilir? Onun macerasını anlattığım yazıyı okumak  için tıklayın.

Ayrıca yolunuz buraya bir öğleden sonra düşerse Balkanların harika lezzetlerinden biri olan traliçeyi de deneyebilirsiniz.
***
Bu mekanlar bence Belgrad'a gidenler için denenmesi gereken yerlerdi. Son olarak Belgrad'da alternatif olarak sadece yolumuz düştüğü için girdiğimiz Na Cosku-At The Corner restoranı da tavsiye edebilirim. 
 Bu Belgrad'daki restoranların dekorasyonuna hayran kaldım. Her biri birbirinden orjinal ve otantik. Hep bir tema oluşturulmuş. Burası da harika dekorasyona sahip bir yer ve yemekleri yine güzel. Ama bana bir tık pahalı geldi. Sebebi son günümüzün son saatleri ve hiç paramızın kalmamış olması olabilir. Ayrıca porsiyonları da diğer yerlere göre az gibi.
Yediklerimiz tabiiki yine etli yemeklerdi. Sebzeli pirinçli dana kuşbaşı ve Balkanlarda Cevapi dedikleri köfte; kiremitte, kaşarlı ve kaymak eşliğinde. Aslında şimdi fişe baktım da kıyaslayınca çok da pahalı değilmiş. Niye aklımda öyle kaldı bilmiyorum. Dediğim gibi parayı artık bitirmiş olduğumdan olabilir. 4 kişi toplamda 165tl hesap ödemişiz.
***
∽ SARAYBOSNA 
Belgrad'dan Saraybosna'ya yolculuk yaptığımız gün yolun stresinden hiç bir şey yemeden akşama kadar yol gitmiş olduğumuzdan eve ulaşıp eşyaları bıraktıktan sonra koşa koşa yemeğe gittik. Saraybosna'nın ayrıntılı yazısı için  burayı tıklayabilirsiniz. 

Buralar uzun yıllar Osmanlı hakimiyetinde kaldığı için her şeyde olduğu gibi yemek konusunda da çok etkileşim yaşanmış. Kebap, köfte ve börek buraların en meşhur yemekleri. İlk olarak Bosna'nın meşhur köftelerinden yemeden olmaz tabi. 
Herkesin tavsiye ettiği Cevabdzinica Zeljo'ya gittik. Önce 2 kişi 150 gr sipariş ettik ama doymayınca 50 gr daha istedik. Bildiğiniz köftelerden hiç bir farkı yoktu. Yanında ayran diye yoğurt kıvamında bir şey getiriyorlar. 35tl civarı ödeme yaptık. Fiyat olarak yine gayet iyi, ama bildiğiniz Tekirdağ köfte, yani çok farklı bir şey değildi.

***
Saraybosna'da bir de bira fabrikası bulunuyor. Sarajevo Brewery bir fabrika ama bir de restoranı var. Burada üretilen biraları yine canlı müzik eşliğinde, harika dekorasyona sahip bu otantik restoranda yemeklerinizle içiyorsunuz. 
Biz tok olduğumuzdan sadece biraları denedik. Fiyat konusunda da 50lik bira 3,5 BAM yani 8,5 tl civarında. 

Yine bizim Türk olduğumuzu fark eden müzisyenler bu kez de senede bir gün şarkısını söylediler. Ama biz öyle yorgunduk ki bu defa pek coşkulu karşılayamadık. 

***
Bosna'nın bir diğer meşhuru, boşnak böreğini yemeden olmaz ama dimi. Buregdzinica Börekçisi adeta cennetten bir parça gibi. Peynirli, patatesli, kıymalı ve yoğurtlu çeşitlerinin hepsinden denemek istiyorduk.
Ve denedik de. Bizim tavsiyemiz patatesli ve kıymalıdan yana ama hepsi de güzeldi aslında. Bir de yanına yandaki çay ocağından çay getiriyorlar. Alın size harika bir kahvaltı. 
***
Son olarak Bosna'da yemek yediğimiz bir başka yerden de bahsedip bu yazıyı bitireceğim. Aslında burada bir sürü kebapçı da var ama biz zaten kendi memleketimizde yediğimiz şeyi niye taa Balkanlara kadar gelip, burada da yiyelim düşüncesiyle, gitmeyi tercih etmedik. Mesela eski galatasaraylı futbolcu Tarik Hocic'in Galatasaray adında kebapçısı var. Buralar Türkler tarafından talep gören mekanlar ama dediğim gibi biz pek tercih etmedik.

Son olarak Barhana isimli İtalyan Restoranına gittik. Menüde güzel etler vardı ama biz son birkaç gündür baya et yediğimizden ortaya büyük bir pizza ve her birimiz de soslu makarna sipariş verdik. Ayrıca ikişer bira da içtik. Fiyat konusunda yine uygun ama buranın fişini kaybettiğimden net bir rakam veremeyeceğim. Toplam hesap 4 kişi için 130tl civarında geldi. 

***

Başta da söz verdiğim gibi bu yazıyı sonuna kadar okuyanlar için Bosna'ya dair harika bir bonus tavsiyemiz var. 
Biz Bosna'da Başçarşı'da gezinirken her yerde olduğu gibi burada da bir grup Japon turist yanımızdan geçiyordu. Hepsinin elinde; içine komple çikolata sürülmüş hamurdan bir rulo, onu yemeğe çalışıyorlardı. Ben resmen atladım ve hiç huyum olmamasına rağmen dayanamadım ve onu nereden aldıklarını sordum. Tariflerini pek anlayamadım ama ellerindeki paketten dükkanın adının fotoğrafını çektim. Trdelnik , haritadan yerine bakınca elimizle koymuş gibi bulduk tabiiki. Yaşasın teknoloji.

Bu lezzete bayılmayacak kimse yoktur. Yakında çok meşhur olsun ve Türkiye'ye de gelsin lütfen, duam bu yönde. Tanesi 5-6tl civarında.

Bu yazıyı bu güzel lezzetle burada noktalıyorum. 
Başta da belirttiğim gibi özellikle bizzat gittiğimiz yerleri yazmak istedim. Kendi notlarımda çıkardığım bir çok yer vardı ama gidip bizzat deneyimlemediğimiz yerler hakkında yazmak pek doğru olmaz ve yanlış yönlendirmek istemem. 
Herkese mutlu seyahatler...

Gezen Kafalar

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANTİK LİKYA YOLU 1. ETAP (Ovacık-Faralya-Kabak-Alınca-Patara-Gökçeören)

Likya Yolu 1999 yılında İngiliz asıllı Kate Crow tarafından keşfedilmiş ve işaretlenip haritalandırılmıştır. Antalya'dan Fethiye'ye kadar uzanan ve ilave edilen parkurlarla beraber toplamda 550 km yi bulan yol Türkiye için önemli turizm noktalarından olma yolunda. Türkiye'nin en uzun yürüyüş parkuru ve dünyanın da en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasındandır. Çoğu yerlerde olduğu gibi burası da yabancıların gözdesi. 

Haritada da görüldüğü gibi sahil şeridini takip eden patikalarda yürümesi son derece keyifli. Genellikle manzaranızda bir tarafınızda alabildiğine deniz bir tarafınızda ise ihtişamlı dağlar ve çam ormanları yer alıyor.

Biz Likya 1 denilen kısmını tamamlayabildik. Yani Fethiye'den başlayıp Kalkan civarında son buldu ve 4 günde toplam 60 km yürüdük. Eski yazılarımızdan da görebileceğiniz gibi daha evvel de Aladağlar ile Kaçkarlarda küçük maceralarımız olmuş olsa da, bu derece uzunlukta bir yolu kaybolmadan yürümek tecrübe işi olduğundan rehbere ihtiyacımız v…

AVRUPA'DA ARAÇ KİRALAMA VE SÜRÜŞ DENEYİMİ

Tur mu? En son ihtiyacımız olan şey bize seyahatimizde ne yapacağımızı söyleyecek birileri. Hem yur içi küçük gezilerde olsun, hem de uzun süreli yurtiçi-yurtdışı seyahatlerimizde özgürce nasıl istersek öyle gezmeyi seviyoruz, tur firmalarından uzak durmayı tercih ediyoruz. Bu sefer de durum farklı olmadı, gönlümüzce gezdik, İtalya ve İsviçre'nin altını üstüne getirdik. Aslında tatilin yarısı araba üstünde geçti diyebilirim.

 Aracımızı holidaycars.com 'dan seyahatten yaklaşık 4-5 ay önce kiraladık. Bu siteyi ülkemizde de bir çok şehirde kullandık; bugüne kadar kaliteli firmalar ve iyi araçlar denk geldi ki Roma'da da sonuç iyi oldu. Bu sitede bir çok firma bulunuyor; şartları ve fiyatı size uyanı seçebiliyorsunuz. Biz 10 günlük bedeli 1050 tl teklif veren "Maggiore" firmasını tercih ettik ve hiç bir sorun yaşamadık, tek sorunumuz bizim yetersiz ingilizcemizin yanında ofisteki bayanların yetersiz ingilizcesi eklenince ortaya çıkan komik anlar oldu. Telefondaki t…

YEŞİLİN ELLİ TONUNDA 1 HAFTA (DOĞU KARADENİZ) #part1

Çamlıhemşin
Ayder
Yukarı Kavrun Yaylası'nda kamp
Kaçkarlar Tırmanış ve Göller
Fırtına Deresi'nde rafting
Tor Deresi ve Bulut Şelalesi
Ayder'e dönüş...



Bu Karadeniz seyahati bir anda ortaya çıktı ve ne ara nasıl karar verdiğimizi gerçekten çok hatırlamıyorum. Sadece gitmeye karar verdiğimiz andan itibaren deli gibi uçak bileti aramaya başladık. Buranın da sezonu olduğu için biletler ateş pahası. Her gün kaç defa telefondaki uygulamaya girip fiyat sorguladığımızı hatırlamıyoruz ama Erdem yakaladığı uygun biletleri kaçırmadı. Sadece 1 ay öncesinden aldığımız biletler, biraz azim biraz da şansla 150 gidiş 150 lira (kişi başı) da dönüş tuttu. Sonra da yaylaları gönlümüzce gezebilmek ve az zamanımızı iyi değerlendirebilmek için araç kiraladık. İnternetten araştırdığımız firmalardan en iyi teklifi verenle anlaştık. 7 günlük aracımız da 750 lira tuttu. Kalacak yer işini de her zamanki gibi AİRBNB den ayarladık. İlk gün yorgun olacağımızı bildiğimizden ilk gideceğimiz yer olan Ayder'…